WWF Türkiye Basın Bülteni
Balık çiftliklerinin Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’nın güney kıyılarına taşınması, son derece önemli ve hassas olan alanın kirlilik nedeniyle doğal yapısını bozacak, sualtı ekolojisini etkileyecek, alanda yapılan geleneksel balıkçılığa zarar verecektir. Türkiye’nin en önemli doğal kaynaklarından biri olan Milli Park, Dilek Yarımadası ve Menderes Deltası gibi iki farklı coğrafik oluşumu içinde barındıran tek örnektir. Dünya çapında nesli tehlike altında olan Akdeniz foku (Monachus monachus) ve iribaşlı deniz kaplumbağası (Caretta caretta)’nın yaşam alanı olan Delta, deniz çipurası ve levreğinin doğal üreme alanıdır. Ülkemizdeki balık çiftliklerinin büyük bölümünde yaygın olarak kullanılan yemlerin kimyasal içeriklerinin ve antibiyotiklerin doğal ortamlarında yaşayan deniz canlılarının bağışıklık sistemlerini ve doğal zinciri bozması söz konusudur.
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin kıyılarının %1’inden azı koruma altındayken, Aydın bölgesindeki balık çiftliklerinin Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’nın önüne çekilmek istenmesi son derece yanlış ve kabul edilemez bir karardır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ısrarcı tutumuna rağmen, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, bu alanı böylesi bir sorundan korumaya çalışması ve kararlı davranması sevindiricidir. WWF-Türkiye balık çiftliklerine karşı olmayıp; kıyılarda turizmin yanı sıra balıkçılık gibi ekonomik faaliyetlerin yapılması gereklidir. Ancak; bu üretimin denizleri, denizel ekosistemi ve yaşamı denize bağlı yöre insanını tehdit etmeyecek ölçüde, doğru alanda ve kurallarla yapılması önemlidir. Yıllardır var oldukları bölgelerde hukuki ve çevresel sorun yaratan balık çiftliklerini, sahibi yokmuşçasına Milli Parkın önüne taşımak sadece kafamızı kumda gömülü tutmak olur. Türkiye’de halihazırda yeni koruma alanları için hem Bakanlık hem de doğa koruma kuruluşları olarak uğraşırken, en değerli Milli Parklarımızdan biri olan Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’na sorun taşımak çözüm değildir. Kanayan yara balık çiftlikleri için çözüm korunan alanların dışında aranmalıdır. Çok sayıda balık çiftliğinin aynı noktaya yoğunlaşması yerine deniz suyu kalitesi ve balık üretimini tehdit etmeyecek açık mesafelere alınması şarttır. Bilimsel ve teknik çözümleri dışlayıp, kurnazca çözümler üretmek, balık çiftlikleri sorununu çözmeyeceği gibi Milli Park için de yıkım olur” dedi.
WWF Türkiye’ye göre; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı konuya yalnızca kültür balıkçılığı sektörü açısından bakmakta, bu yaklaşımla korunan alanları ve ülkemizin doğal değerlerini hiçe saymaktadır. Oysa, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın tek görevi balık çiftliklerinin yer seçimi olmayıp, doğal balık stoklarının korunması ve geliştirilmesi de asli sorumluluğudur. Bu nedenle korunan alanlar taşıdıkları gen zenginliği ve biyolojik çeşitlilik açısından Tarım ve Köyişleri Bakanlığı için de çok değerli olmalıdır. Balık çiftliklerinin yer seçimi konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın teknik çözüm geliştirmeksizin Milli Parkları ve deniz kıyılarını boş alanlar gibi görerek el atması doğru değildir. Bu durumda WWF-Türkiye olarak, Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’nın sınırlarının deniz alanını da kapsayacak şekilde genişletilmesini öneriyoruz.
NOTLAR:
• Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı uluslararası öneme sahip bir korunan alandır. Alan, Milli Park, Ramsar Alanı (Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan) ve Birinci Derece Doğal Sit Alanı’dır.
• Çevre Kanunu’nun 9. Maddesi’nde; “Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır. Denizlerde yapılacak balık çiftlikleri, hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfezler ile doğal ve arkeolojik sit alanlarında kurulamaz” denilmektedir. Kıyıların Milli Park olması nedeniyle yapılaşma olması mümkün değildir, ancak; balık çiftliklerinin denizde oluşturacakları havuzlar dışında, kıyıda bulunması gereken tesisler konusu düşündürücüdür.
• Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, karabatak, küçük kerkenez, tepeli pelikan, akça cılıbıt, akkuyruklu kartal gibi birçok nesli tehlike altındaki kuş türüne ev sahipliği yapmakta, Akdeniz fokları için önemli bir yaşam alanı oluşturmaktadır.
###
Tweet
Milli Parklar Kimsenin Çiftliği Değildir
KURUMSALHABERLER , 20.02.2008 -- Son onbeş yıldır, yapılması gerekenler belli olmasına rağmen sorunları çözülemeyen balık çiftlikleri yine gündemde. Aydın’da bulunan balık çiftliklerinin Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı kıyılarına taşınması konusu gözleri yeniden Milli Park’a çevirdi. WWF-Türkiye’ye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) göre böyle bir girişimde bulunulması, koruma altındaki bu alana büyük zarar vermekle kalmayacak, ülkemizi bu alanda geriye götürecek.Balık çiftliklerinin Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’nın güney kıyılarına taşınması, son derece önemli ve hassas olan alanın kirlilik nedeniyle doğal yapısını bozacak, sualtı ekolojisini etkileyecek, alanda yapılan geleneksel balıkçılığa zarar verecektir. Türkiye’nin en önemli doğal kaynaklarından biri olan Milli Park, Dilek Yarımadası ve Menderes Deltası gibi iki farklı coğrafik oluşumu içinde barındıran tek örnektir. Dünya çapında nesli tehlike altında olan Akdeniz foku (Monachus monachus) ve iribaşlı deniz kaplumbağası (Caretta caretta)’nın yaşam alanı olan Delta, deniz çipurası ve levreğinin doğal üreme alanıdır. Ülkemizdeki balık çiftliklerinin büyük bölümünde yaygın olarak kullanılan yemlerin kimyasal içeriklerinin ve antibiyotiklerin doğal ortamlarında yaşayan deniz canlılarının bağışıklık sistemlerini ve doğal zinciri bozması söz konusudur.
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin kıyılarının %1’inden azı koruma altındayken, Aydın bölgesindeki balık çiftliklerinin Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’nın önüne çekilmek istenmesi son derece yanlış ve kabul edilemez bir karardır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ısrarcı tutumuna rağmen, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, bu alanı böylesi bir sorundan korumaya çalışması ve kararlı davranması sevindiricidir. WWF-Türkiye balık çiftliklerine karşı olmayıp; kıyılarda turizmin yanı sıra balıkçılık gibi ekonomik faaliyetlerin yapılması gereklidir. Ancak; bu üretimin denizleri, denizel ekosistemi ve yaşamı denize bağlı yöre insanını tehdit etmeyecek ölçüde, doğru alanda ve kurallarla yapılması önemlidir. Yıllardır var oldukları bölgelerde hukuki ve çevresel sorun yaratan balık çiftliklerini, sahibi yokmuşçasına Milli Parkın önüne taşımak sadece kafamızı kumda gömülü tutmak olur. Türkiye’de halihazırda yeni koruma alanları için hem Bakanlık hem de doğa koruma kuruluşları olarak uğraşırken, en değerli Milli Parklarımızdan biri olan Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’na sorun taşımak çözüm değildir. Kanayan yara balık çiftlikleri için çözüm korunan alanların dışında aranmalıdır. Çok sayıda balık çiftliğinin aynı noktaya yoğunlaşması yerine deniz suyu kalitesi ve balık üretimini tehdit etmeyecek açık mesafelere alınması şarttır. Bilimsel ve teknik çözümleri dışlayıp, kurnazca çözümler üretmek, balık çiftlikleri sorununu çözmeyeceği gibi Milli Park için de yıkım olur” dedi.
WWF Türkiye’ye göre; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı konuya yalnızca kültür balıkçılığı sektörü açısından bakmakta, bu yaklaşımla korunan alanları ve ülkemizin doğal değerlerini hiçe saymaktadır. Oysa, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın tek görevi balık çiftliklerinin yer seçimi olmayıp, doğal balık stoklarının korunması ve geliştirilmesi de asli sorumluluğudur. Bu nedenle korunan alanlar taşıdıkları gen zenginliği ve biyolojik çeşitlilik açısından Tarım ve Köyişleri Bakanlığı için de çok değerli olmalıdır. Balık çiftliklerinin yer seçimi konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın teknik çözüm geliştirmeksizin Milli Parkları ve deniz kıyılarını boş alanlar gibi görerek el atması doğru değildir. Bu durumda WWF-Türkiye olarak, Dilek Yarımadası-Menderes Deltası Milli Parkı’nın sınırlarının deniz alanını da kapsayacak şekilde genişletilmesini öneriyoruz.
NOTLAR:
• Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı uluslararası öneme sahip bir korunan alandır. Alan, Milli Park, Ramsar Alanı (Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan) ve Birinci Derece Doğal Sit Alanı’dır.
• Çevre Kanunu’nun 9. Maddesi’nde; “Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır. Denizlerde yapılacak balık çiftlikleri, hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfezler ile doğal ve arkeolojik sit alanlarında kurulamaz” denilmektedir. Kıyıların Milli Park olması nedeniyle yapılaşma olması mümkün değildir, ancak; balık çiftliklerinin denizde oluşturacakları havuzlar dışında, kıyıda bulunması gereken tesisler konusu düşündürücüdür.
• Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, karabatak, küçük kerkenez, tepeli pelikan, akça cılıbıt, akkuyruklu kartal gibi birçok nesli tehlike altındaki kuş türüne ev sahipliği yapmakta, Akdeniz fokları için önemli bir yaşam alanı oluşturmaktadır.
###
Tweet
balık çiftlikleri koruma çevre Filiz Demirayak doğal hayat
Diğer basın bültenleri
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.



