Provokatör Basın Bülteni

Kriz sonrası halleri II: Alışveriş merkezleri

KURUMSALHABERLER , 28.09.2009 -- Bugün Türkiye’de organize perakendecilik sektörünün gidişatı değerlendirildiğinde, sokaktaki vatandaşın bile çok net bir şekilde gördüğü bir durum söz konusu:
Alışveriş merkezlerinde işler, hiç de yolunda gitmiyor!

Piyasa, kiraları ödeyemeyen markalar, kiralanamayan boş mağazalar, insan yüzü görmeyen koridorlar, yarım kalan beton yığını projeler ve ne yazık ki durumu kurtarmak için outlet olmanın yolunu arayan alışveriş merkezleriyle dolu.

Alışveriş merkezi endüstrisinin karamsar durumunda suç merkez yöneticilerinde ya da pazarlamacılarında değil. Çok açık bir şekilde suç, nerede ne açsak tutar diye düşünen alışveriş merkezi yatırımcılarında.

Bugüne kadar İstanbul, Ankara ve Adapazarı’nda başarılı alışveriş merkezi markalaması projelerine imza atan, bunun yanında Denizli, Tekirdağ ve Malatya gibi ülkenin farklı illerinde yer alan merkezlere reklam ve tanıtım servisi sunan PROVOKATÖR, 2006 yılında Maslak’ta Doğuş Power Center’ı açtığında proje Türkiye’nin 99. alışveriş merkezi konumundaydı.

PROVOKATÖR o dönemde, merkezi Levent hattındaki diğer projelerden farklılaştırabilmek adına bir ilke imza atmış, mekanı ajansın Okan Bayülgen ile birlikte mağaza karmasına uygun bir şekilde çektiği metaforik fotoğraflar ile giydirmişti.

1 dönüm gerçek fotoğraf kağıdı kullanılan bu özel proje dünyanın en büyük fotoğraf sergisi olmuş, çalışma milyonlarca dolar haber değeri elde etmiş, ülke için bir ilk olan bu sergiyi bir haftada yüz elli bin kişi ziyaret etmişti.

PROVOKATÖR’ün, merkezi şiddetli rekabette farklılaştırabilmek ve projeye uzun vadeli bir iletişim damarı kazandırabilmek için hazırladığı bu başarılı çalışmanın üzerinden sadece 3 yıl geçti. Bugün sadece İstanbul’da 100’ün üzerinde alışveriş merkezi yer alıyor.

Bu anormal sayı, sektörde ciddi bir arz fazlasını işaret ediyor. Açıkça sektör, yanlış yatırımlar ya da ölü doğmuş projelerle dolu.

Aslında bir alışveriş merkezi projesi nasıl başarılı olur sorusunu cevaplamak için, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Tüketicilerin ilgisini çeken, kazançlı bir alışveriş merkezi yaratmak istiyorsanız iyi bir lokasyon yakalamanız, farklı bir mimari geliştirmeniz, rakiplere göre daha güçlü bir mağaza karması oluşturmanız, projeye etkileyici sosyal üniteler dahil etmeniz, farkındalık yaratan bir "Branding" üretmeniz ve bunu özgün bir iletişim stratejisi ile birleştirmeniz gerekiyor.

Ancak sonuca baktığınızda söz konusu karmayı başarılı bir şekilde oluşturmayı başarabilmiş projelerin sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Çünkü piyasadaki oyuncular, başarısız olmuş 10’a yakın alışveriş merkezinin bulunduğu bir ana caddede sırf arazisi var diye yeni bir yer inşa etmeye, merkezini markalarken antik Yunan’dan gelme isimler kullanmaya, şarkıcı türkücülü açılış kampanyaları düzenlemeye, markalamayı açılış günü etkinliğinden ibaret sanmaya, iletişim aksiyonlarında rakibe endeksli hareket etmeye, profesyonel ve gayrimenkul markalamasında uzman tanıtım şirketleri ile çalışmamaya devam ediyor.

Hal böyle olunca, insan odaklı canlı organizmalar olan alışveriş merkezleri, eski kafa müteahhit anlayışıyla inşa edilmiş, yaşamayan ve yaşama şansı bulunmayan dört duvarlara dönüşüyor.

Alışveriş merkezi piyasasının yanlış yatırımlarla kendi kendini ateşe attığı, krizden önce de dile getirilen bir tespitti. Kriz, sektörün gidişatını daha karamsar bir hale getirdi. Bu durumun arkasında, kriz ile birlikte değişen tüketim eğilimleri ve alışkanlıkları yer alıyor.

Nielsen Omnibus’ün Şubat 2009’da 13 ilde, 16-64 yaş grubundan 1200’ün üzerinde katılımcı ile yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları, alışveriş merkezlerini kriz sonrasında bekleyen zorlu dönemin ipuçlarını veriyor.

Anketin sonuçlarına göre Türkiye’de son altı ayda en çok azalan kişisel harcamalar arasında %67 ile sinema/tiyatro/konser bileti, %64 ile dışarıda yemek, %60 ile giyim, %58 ile özel araba ile ulaşım giderleri yer alıyor. Zaten bu 4 kalem, bir alışveriş merkezini var eden temel gelir kaynakları olarak biliniyor.

PROVOKATÖR’e göre 2010, alışveriş merkezi sektörünün tamamı için zorlu bir yıl olacak. Bu çetin zaman diliminde başlamış pek çok proje tamamen duracak, başlanması planlanan birçok proje ise iptal edilecek.

Sektör, İskenderun, Samsun, Malatya ve Manisa gibi Anadolu şehirlerinden bu tip haberler almaya başladı bile.

Markalı gayrimenkul iletişiminde uzman bir reklam ajansı olan PROVOKATÖR’e göre yılın ilk yarısı, yukarıda sıralanan 4 ana kalemde giderlerini kısan tüketicileri ikna etmek ve harcamalarını eski seviyeye çekmeye çalışmak ile geçecek.

Bu dönemde yeni ve heyecan verici çapraz promosyonlar, etkinlikler ya da entegre satış teşvik projeleri geliştirmeyi başaran merkezler ön plana çıkacak. Rakibini kopyalayan ya da rakip endeksli hareket eden yerler güç kaybetmeye devam edecek.

Alışveriş merkezi iletişiminde interneti, mobil mecraları ve gerilla pazarlama uygulamalarını doğru bir şekilde kullanabilen, varoluşu ile kitlesel bir ürün olan alışveriş merkezini bireysel hale dönüştürebilen ve bu noktada ideal CRM projeleri geliştirebilen merkezler bu dönemden kazançlı çıkacak.

İyi alışverişler Türkiye.

Detaylı bilgi için:
krizsonrasi@provokator.com

###



alışveriş pazarlama provokatör reklam marka stratejik planlama kriz sonrası ajans kriz alışveriş merkezleri


Diğer basın bültenleri

Tehdit II: Krizin doğru bilinen yanlışları
Tehdit I: Kime göre ve nasıl bir teğet?
Provokatör’den tedirgin edici yeni bir yazı dizisi: Tehdit
Anormal pazarlama vakaları V: Akram İmitenöy
Anormal pazarlama vakaları IV: 6 derece teoremi
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English

Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.